| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | break out f. | kaçmak | ||
|
Only this last Tuesday, some 100 migrants broke out of a freight train at Dollands Moor in Folkestone. Daha geçtiğimiz Salı günü, Folkestone'daki Dollands Moor'da bir yük treninden 100 kadar göçmen kaçtı. More Sentences |
||||
| Genel | break out f. | isyan çıkmak | ||
|
Riots broke out in Boston. Boston'da isyanlar çıktı. More Sentences |
||||
| Genel | break out f. | çıkmak | ||
|
Specifically, it is the risk of war breaking out - which you have mentioned - in 15, 20 or 30 days' time. Özellikle, sizin de bahsetmiş olduğunuz gibi 15, 20 ya da 30 gün içinde savaş çıkma riski demektir. More Sentences |
||||
| Genel | break out f. | hapisten kaçmak | ||
|
Tom helped me break out of jail. Tom hapisten kaçmama yardım etti. More Sentences |
||||
| Genel | break out f. | kopmak | ||
|
Vigorous applause then broke out in the galleries. Bunun üzerine salonda şiddetli alkışlar koptu. More Sentences |
||||
| Genel | break out f. | patlamak | ||
|
These do not cause your skin to break out like oil-based creams. Bunlar cildinizin yağ bazlı kremler gibi patlamasına neden olmaz. More Sentences |
||||
| Genel | break out f. | patlak vermek | ||
|
The struggles for power and for the social face of Europe have now really broken out. İktidar ve Avrupa'nın sosyal yüzü için verilen mücadeleler artık gerçekten patlak vermiştir. More Sentences |
||||
| Genel | break out f. | fırtına kopmak | ||
| Genel | break out f. | başlamak (savaş/yangın) | ||
| Genel | break out f. | fırtına koparmak | ||
| Genel | break out f. | patırtı kopmak | ||
| Genel | break out f. | birden başlamak | ||
| Genel | break out f. | ortaya çıkmak | ||
| Genel | break out f. | (cilt) kuruyup dökülmek | ||
| Genel | break out f. | eyleme hazır hale getirmek | ||
| Genel | break out f. | kullanmak üzere çıkarmak | ||
| Genel | break out f. | tüketmek üzere çıkarmak | ||
| Genel | break out f. | açıp tüketmeye başlamak | ||
| Genel | break out f. | (hastalık) cilt döküntüleriyle kendini göstermek | ||
| Genel | break out f. | (bir şey ile) kaplanmak | ||
| Genel | break out f. | kabak çiçeği gibi açılmak | ||
| Genel | break out f. | kullanmak üzere gemideki istiften çıkarmak | ||
| Genel | break out f. | (mekanizma yüzeyinin bir bölümünü) normalde gizli olan detayları ortaya çıkarmak için kırılmış gibi çizmek veya boyamak | ||
| Genel | break out f. | demetten ayırmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | break out f. | ansızın patlak vermek | ||
| Öbek Fiiller | break out f. | birdenbire patlak vermek | ||
| Öbek Fiiller | break out f. | çıkarmak | ||
| Öbek Fiiller | break out f. | büyüyüp serpilmek | ||
| Öbek Fiiller | break out f. | dışarı doğru çıkıntı yapmak | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | break out f. | özgür bırakmak | ||
| Deyim | break out f. | özgürlüğünü kazandırmak | ||
| Deyim | break out f. | kurtarmak | ||
| Reklam | ||||
| Reklam | break out f. | (yeni ürün) lanse etmek | ||
| Reklam | break out f. | (yeni ürün) tanıtımını yapmak | ||
| Reklam | break out f. | (yeni ürün) çıkarmak | ||
| Bilişim | ||||
| Bilişim | break out f. | (veri) kategorilere ayrılabilir olmak | ||
| Bilişim | break out f. | (bilgileri) büyük bir veri bütününden ayırmak | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | break out f. | (çapayı) dipten çıkarıp yukarı çekmeye başlamak | ||